Popüler Yayınlar

Bayram dedikleri...

Sene 1969. Yine Çubuk'un köyündeyiz. Bir başka oluyor köylerde bayramlar. Babam bizi hiç bayram alışverişine götürmezdi, hoş köyde mağaza vardı da omu götürmedi, neyse hiç unutmam Çubuk'tan bana en az 5 numara büyük güzel bir ayakkabı almıştı. Ayağıma büyük olduğu için giyemiyordum ama içim gidiyordu. Özenle jelatin kağıtlara sarıp evin en değerli yerine, kardeşlerimin kolay ulaşamıyacağı bir yere koyuyordum. Ancak 6 sene sonra olurdu ayağıma ama ne yaparsın, 6 kardeşlerin en büyüğü olduğum için onlarda giyemiyordu, onların ayakları tabiiki daha küçük.
Arife günü kınaları yakardık, bayramlıklarımız başımızın ucunda dururdu, nedense ne zaman bayram kınası yaksam rüyamda kınam tutmamış görür çok üzülürdüm. Uyanınca ay çok şükür rüyaymış deyip kınaları yıkardık oooooo hem de ne tutmuş, kömür karası, çok mutlu olurduk tabii.
Saat 11 e doğru köyüm kızları tef çalıp türkü söyleyerek köyün kızlarını evlerinden tek tek toplarlardı, ben heyecanla beklerdim, babam izin vermezdi kızlar yalvara yalvara izin alırlardı benim için. Köydeki bütün evleri tek tek dolaşır, yemek ve tatlımızı yer şekerlerimizi şeker torbalarına koyardık.
Yaaa işte böyle, şimdi bayram deyince strese giriyorum. Çünkü parası olan tatil yerlerine kaçıyor gidemiyenler evde rahat bile oturamıyorsun. Heran hazıroldasın hoş kimsenin geldiğide yok ama stresi yetiyor. Bayramlarda anne ve babası olmayanları, öksüz çocukları, durumu iyi olmayan ailelerin çocuklarına bayramlık alamamanın ezikliği.
Yok ya bayramların tadı yok anacığım.

Hiç yorum yok: