Popüler Yayınlar

8 Mayıs 1984

8 Mayıs 1984'de biricik kızım doğdu. Ben şaşkın,acemi ama dünyanın en mutlu çiçeği burnunda bir anneydim artık. Kızımın dünyaya gelmesiyle birlikte hayata karşı korkularım artmıştı. Onu kötülüklerden, hastalıklardan, hertürlü tehlikeden nasıl koruyacağım düşüncesiyle korumacı bir anne olmuştum. Kızımla olgunlaşmıştım adeta, iyi kötü günlerimiz olmuştu. Çalışan bir anne olduğum için aklım hep evde kalırdı, sık sık hastalanırdı kızım, bünyesi zayıftı. O hastalandığı zaman elim ayağım dolanırdı, keşke onun yerine ben hastalansam diye düşünürdüm.
İnanın şimdi geriye dönsem, bütün zamanlarımı kızımla geçirmek isterdim, o 7 yaşına gelinceye kadar çalışmazdım ama ekonomik şartlar işte. Yine de elimden geldiğince iyi bir anne olmaya çalıştım.
O küçücük kainat güzeli kızım büyüdü ve evlendi. Ömür boyu mutlu, sağlıklı olması dileğiyle.

Kızımın kına gecesi.

25.4.2009'da kızımın kına gecesini yaptık. Eş dost akrabalarla ve komşularımla, bence güzel geçti.
Kızım bindallı giyindi, çok yakışmıştı, küçük bir gelincik gibiydi.
      Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar şarkısı söylenmedi, bende bayağı oynadım.
       Ogün ağlamadım, ertesigün kızım İstanbul'a giderken Ankara'da yağmur yağıyordu.
       Ankara ağladı, ben ağladım.

İstanbul ağladı, ben ağladım. 19.03.2009

İstanbul çok gürültülü, ben sesiz ağladım.
Taksi şoförü bir anlam veremedi ki hiçbirşey sormadı. Nerden bilsin biricik kızımı İstanbul'da bıraktığımı. Kızımın yanında ağlayamadım, aslında çok isterdim birlikte ağlayıp, yağmur sonrası açan güneş gibi rahatlamayı. Hesapsız günler çabuk geçti.
Biliyorum kızım bunları okuyunca ağlayacak, ama duyguları dile getirmek, anında boşalıp rahatlamak çok iyileştirici ve güzel birşey. Acı veya tatlı duyguları içe atmak, tek başına yaşamak acı verir, çabuk yaşlandırır. Aslında tüm olumsuzluklarla cesurca yüzleşeceksin, kendibaşına uzun yıllar o mutsuzluğu yaşayıp taşımaktansa, ona neden olanlarla cesurca yüzleşip içindeki olumsuz sıkıntıları boşaltacaksın. Ömür boyu korkup kaçmaktansa, bir defa yüzleşip ömür boyu huzurlu olacaksın. Bu eylem kuracağın yuvaya, yetiştireceğin çocuklarına, kendi iç huzuruna çoooooook olumlu katkıları olacağını bilmelisin. Bu yazdıklarım genel, tüm insanlar içindir. Farkında olup uygulayanlar zaten mutludur, olmayanlar ise güzelim yılları boşu buşuna ziyan etmiştir farkında olmadan.
Sen baharın kızısın, çiçeklerin tacısın, dünyanın ucunda bir gül açılmış, güneşten boşalmış gelmiş gibisin, Sen dünyanın kraliçesi, Kainatın Ceren'isin.

Mutlu Mezar?

Mutlu mezar varmıdır acaba? Bence vardır, nedendir bilmem merak etmişimdir acaba istiyerek, mutlu bir şekilde ölen kişiler yokmudur diye.
Vardır; Artık dünyada görebileceği herşeyi görmüştür ya da görmek istemediği şeyleride görmüştür (fakir-zengin, mutlu çocuk- mutsuz çocuk, mutlu genç-mutsuz genç, küresel ısınma, gereksiz savaşlar, bu böyle uzaaaaar gider valla). Bıkmıştır, mutsuzdur;
Sonra düşünür, bir Çınar Ağacının hemen yanıbaşına, güneş gören, yeşillik, sessiz, dünyadan uzak, insanların geçmediği, savaşların olmadığı bir yer işte. Bütün acılardan, endişelerden uzak, ohhhhhh gel keyfim gel.
Mutlu, mutsuz mezarlarda yatan merhumlara Allah Rahmet etsin.

Mutlu mezar

Kızımın çeyizi!

Yavaş yavaş hiç elim varmasada bir tanecik kızımın çeyizini, ona ait eşyaları topluyorum malesef. Bundan sonra kısmet olursa o İstanbul'da, biz Ankara'da. Araya gurbet, araya hasret girdi.
Aslında onun adına seviniyorum, çünkü yuva kuracak, inşallah mutlu ve sağlıklı olacak. Benimse içim buruk çünkü onu çok nadir görebileceğim.
Meğer kız anneleri için çeyiz toplamak ne zormuş, yinede bebekliğinden kalan bazı minik şeyleri saklayacağım hatıra olsun diye. Benim akıllı, iyi kalpli, düşünceli, düyanın güneşi, yıldızı kızım. O benim hala minik kızım, bebeğim bir tanem. Onu çok seviyorum.
Bugün çok üzgünüm çünkü oğlumun yakın arkadaşlarından biri (Bulut) 20 yaşında kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Oğlum şu anda arkadaşı Bulut'un defin törenine gitti. Kendimi Bulut'un annesinin yerine koydum içim yandı, nasıl dayanacak gencecik oğlunun ebediyen ayrılışına. Çok acı.
Düşündüm acaba öldü diye hemen morga koyuyorlar, ya morgda kendine gelirse soğuk hava ayıltırsa diye. Aslında morgu sabaha kadar terketmemek lazım, daha önce bir iki olay duymuştum çünkü. Olcay hanım diye bir bayan anlattı. Kocası asansör boşluğuna düşmüş, sağlık ekipleri öldü diye hemen hastane morguna koymuşlar, kadın hayır o ölmemiştir diye koşarak morga gidiyor birde bakıyorki kocası kalkmış oturuyor. 16 sene daha yaşamış adam.
Benimki de bir umut acaba Bulut'ta morgda kalkmış annecim ben burdayım diyemezmiydi?
Allah evlatlarını (özellikle de Filistin'deki) kaybeden tüm annelerin yardımcısı olsun.