Popüler Yayınlar

Ninenin valizi.

Ilık bir yaz mevsimiydi. Elazığ'ın balta girmemiş ormanlarının biraz yükseğinde küçücük bir köye gitmiştik yaz tatili için. Sabahları kahvaltı yerine sütlü bulgur çorbası içiyorduk, çok lezzetliydi. Kaldığımız evin kocaman bir çoban köpeği birde sara hastası iri yarı bir oğulları vardı. Geceleri kurtlar ulurdu, o iri yarı evin oğlu silahını ve köpeği alır kurtları kovalardı, vahşi ormanın derinliklerinden silah sesleri gelirdi. Evin bir de yaşlı ninesi vardı, zayıf, hafif öne doğru bükülmüş beliyle ağacın altında oturup tespih çekerdi. Haftada iki kez ona ait olan valizini toprak dama çıkarır içindekileri havalandırırdı. Bende merakla izlerdim onu sonra o valizi unların konduğu ambara götürüp yüksekçe bir yere kaldırırdı kimse almasın diye galiba.
Birgün ambarın bulunduğu yerde bi telaş, bağırışmalar falan. Meğer o nine valizini un ambarının üzerine koymak isterken unların içine düşmüş. Neyse güç bela çıkardılar çünkü unların konduğu yer çok derindi. O kıymetli valiz ve içindeki o zamana göre oldukça modern elbiseler ne oldu bilmiyorum ama!Nine şimdi ne yapıyordur acaba öbür dünyada, Allah rahmet eylesin.
Evin iri yarı oğlu da biz ayrıldıktan sonra duydukki, sürüleri güderken kaynak sudan içmek için başını suya eğmiş o anda sarası tutunca başı suya gömülerek boğulmuş. Çok üzülmüştüm duyunca, Allah ona da rehmet eylesin.

Hiç yorum yok: